12 Ekim 2016 Çarşamba

BİR İHRACAT KALEMİ OLARAK: ARDA TURAN !

Sağır sultan duydu; Arda Turan göğsümüzü kabartan bir başarıya imza atarak Barcelona’ya transfer oldu. Yaptığı işte dünya üzerinde gelinebilecek en üst noktalardan birine gelmiş bir evladımız olmasının yaşattığı gururun yanında elbette işin parasal yönü de oldukça cazip. Burada züğürt çenesi edebiyatı yapmayacağım tabii ki, ya da bu parayla kaç Toblerone alacağı gibi ciddi hesapları benden daha kravatlı ekonomist abilere bırakacağım. Bahsedeceğim konu Arda Turan transferi özelinde ülkece maalesef çok da aşina olmadığımız bir konu; yani yetenek ve bilgi ihracatı. Bir de baştan söyleyeyim; başlığa bakıp da duygusuz bir ekonomi yazısı okuyacağını düşünen varsa, sonuna kadar bizimle kalsın.



Arda Turan, Barcelona’ya transfer olmasıyla neredeyse hiç katkımız olmadan gurur duymaya bayıldığımız kişisel uluslararası başarılara bir yenisini ekledi. Anlatmaya bayıldığımız hikayelerden bir yenisi oluverdi. Bu milli olay ilk 20 gün yalnızca bu muazzam başarının; eski kız arkadaşının sosyal medya hesaplarına yansıma şekli üzerinden takip edilse de sular duruldukça olayın önemi nihayet  idrak sınırlarımıza girdi. Altıntepsi Spor Klubü’nden ancak iki futbol topu alabilecek bir fiyata 12 yaşında Galatasaray’a transfer olan Arda Turan, dünyanın en büyük futbol takımlarından –çoğu kişiye göre açık ara en büyüğü-  Barcelona’ya 34 milyon avroya transfer olmuştu. Arda, gelmiş geçmiş en pahalı Türk futbolcu ünvanını da kazanmış oldu.


Milletçe göğsümüzü kabartması bir yana, transfer aslında 40 milyon avronun üzerinde bir anlam ifade eden önemli bir ekonomik olay şüphesiz. Arda Turan, piyasa değeri ile Borsa İstanbul’da işlem gören 200 şirketten daha değerli! Bu haliyle bu toprakların yetiştirdiği bir genç olarak ülke ekonomisine de önemli bir değer katıyor olmalı. Peki gerçekten katabiliyor mu acaba? Mevzunun buradan sonrası biraz tartışmaya açık. Öncelikle bazı tanımları bilmekte fayda var; milli gururumuz Arda Turan’ın bir İspanyol Klübü olan Barcelona’ya transfer olması tam olarak Ekonomi Bakanlığımızın belirlemiş olduğu “Hizmet İhracatı” tanımları içerisinde. Daha detaylı bir tanımla hizmet ihracatı içindeki sınıflandırmayla tam olarak Mod 4 yani “Gerçek kişilerin varlığı ile Hizmet İhracatı” tanımına denk geliyor. Bu şu demek; bir kişi yurtdışına çıkıp bir bilgi, beceri ya da yeteneği ile para kazanırsa ülkeye döviz getirdiği için ihracat yapmış olur. Hatta Arda’nın örneğinde olduğu gibi bizzat kendisi, başlı başına tek kalemde 40 milyon avroluk bir ihracat kalemi olur. Kağıt üzerinde bu söylem romantik derecede keyif verici. Ama madalyonun başka yönleri de var elbette. Birincisi; bu transferden özellikle Arda’nın altyapısından yetişmiş olması dolayısıyla “Yetiştirme bedeli” ile ciddi bir fayda sağlaması beklenen Galatasaray’ın, transferin iki İspanyol Kulübü arasında gerçekleşmiş olması nedeniyle bu ücreti alamaması ihtimali bir hayli yüksek. Bu maalesef bu güzelim haberde burukluk yaratan ilk bilgi. İkinci olarak Arda’nın krampon zoruyla, formasının teriyle ülkeye kazandırmaya çalıştığı dövizler aslında hesabın toplamına bakıldığında ülkeye artı mı kalıyor, tartışılır. Zira Barcelona’nın sponsorluk anlaşmalarının 61 milyon avrosu Türk şirketleriyle!

Şimdi bu yazıyı kumsalda güneşlenirken okuyor olma ihtimalinize karşı; ‘ihracatın ithalatı karşılama oranı’ gibi sıkıcı terimler kullanmayacağım, ama basitçesi; bir anlamda gurbet ellerde kendimiz çalıyoruz, kendimiz oynuyoruz. Sevgili Arda’mızın maliyetini, hatta daha fazlasını şirketlerimiz bu kulübüne akıtıyor bile. İşte bu noktada tam olarak “Marka” olmanın önemi ortaya çıkıyor. Ülkeden çıkan en önemli markalarımızdan biri oldu Arda Turan, maddi ve manevi. Fakat elbette daha büyük bir marka; Barcelona. Hesap toplamında büyük markayı çıkarak ekonomi elbette her zaman küçük markayı çıkarandan daha avantajlı kalkıyor masadan. İşte bu yüzden Galatasaray 2000 yılındaki muazzam başarısından pek az karla çıkabildi ve işte bu yüzden basketbolu senelerce önce bırakmış Michael Jordan hala basketboldan yılda 80 milyon dolar kazanabiliyor. Bu işin çok önemli bir ekonomisi olduğunu, burada söz söyleyebilmek için de mutlaka gerçek markalarımız olması gerektiğini unutmamak lazım. Ve Arda Turan elbette 20 sene sonra da behsedeceğimiz bu markalarımızdan biri olmayı şu ana kadar gittiği yolla fazlasıyla hakediyor. Yolun açık olsun Arda, çenemizi bundan 20 sene sonra da yorman dileği ve duasıyla…


GEZ DÜNYAYI GÖR ARDA’YI

Arda’nın transferi sadece spor ekonomisinde harekete yol açmadı. Başka sektörleri de şimdiden hareketlendirmiş görünüyor. Turizm sektörünün önemli oyuncularının verdiği bilgilere göre transferden sonra İspanya’ya Türkiye’den seyahat talebinde hemen ve ciddi bir artış gözlemlenmiş. Fırsatı hiç kaçırmayan turizmci dostlar, Barcelona’ya uçak, geziler ve maç biletini kapsayan paket turlar düzenlemeye başlamış bile.

GLOBALLY YOURS


Dünya üzerindeki pek çok örneği gibi global bir marka olmasını canı gönülden arzu ettiğimiz Arda Turan için spor dışı gelirler de önemli birer kalem olacak gibi görünüyor. Şimdiye kadar Barcelona, Machester United gibi klüplere sponsor olmuş olan ve reklamlarında Messi, Kobe Bryant gibi dünyaca ünlü isimlere yer vermiş olan THY’nın yeni dönem reklamlarında Arda’nın yer alabileceği konuşuluyor. Bu konuda, yani sporcuların reklam gelirlerinde dünya üzerindeki en mühim örneklerden biri elbette Beckham. 40 yaşına girmiş olan Beckham’ın 2013 yılında spor dışı faaliyetlerden kazandığı para 24 milyon dolar! E Arda’mız ondan daha az sempatik değil ne de olsa, darısı başına!

(GQ, Ağustos 2015, Burak Ünaldı)

0 yorum:

Yorum Gönder